Hanta Virüsü Nedir? Korunma Yolları Nelerdir?
Hantavirüs, aslında kenelerden bulaşan Kırım-Kongo kanamalı ateşine neden olan virüsle aynı aileden. Bunyaviridae olarak bilinen bu virüs ailesinin özelliği, genetik madde olarak tek zincirli RNA içermesi. Virüsler, genetik madde olarak ya DNA ya da RNA içeriyor. RNA virüsleri, genel olarak DNA virüslerinden çok daha hızlı mutasyon geçirebiliyor. Bu nedenle de bu virüslerle savaşmak hayli zor. Yakından tanıdığımız ölümcül SARS, Hepatit C ve AİDS etkenleri yine RNA virüsleri.
Bunyaviridae üyeleri kendilerine konakçı olarak genellikle eklembacaklıları seçiyor. Ailenin genel eğilimine uymayan Hantavirüsün konakçısı ise kemirgenler. Bu kemirgenlerin dışkı, idrar ya da tükürüğünde bulunan virüs, hava yoluyla insana geçebiliyor. Ancak, ısırık yoluyla bulaşma riski çok düşük. Esas bulaşma yolu dışkı ya da idrardan havaya karışan virüslerin solunum yoluyla alınması. Bu yüzden, kemirgen atıklarıyla kirlenme olasılığı bulunan yerlerin temizliğine dikkat edilmesi şart. Hatta bu temizliğin, toz kaldırmayacak şekilde, çamaşır suyu ya da deterjan kullanılarak yapılması öneriliyor.
İlk kez Güney Kore'deki Hanta Nehri'nde keşfedilen virüsün 20'nin üzerinde farklı türü var ve bunların yaklaşık yansı, farklı fare türleriyle taşınarak farklı hastalıklara neden olabiliyor. En sık görülen iki tipten biri böbreklerde, diğeriyse kalp ve akciğerlerde enfeksiyona yol açıyor. Belirtilerin ortaya çıkması virüsün vücuda girmesinden 1-5 hafta sonra görülebiliyor. İlk görülen belirtiler yüksek ateş, baş ağnsı, yorgunluk ve özellikle sırt ile bel bölgesinde kas-eklem ağnlan. Sonraki günlerdeyse baş dönmesi, mide bulantısı, ishal ve/veya idrar yapma zorluğu gibi daha özgül belirtiler başlıyor. Akciğer ve kalp enfeksiyonu durumunda görülebilen bir diğer etki de nefes darlığı. Bu arada hemen hatırlatalım, virüs insandan insana bulaşmıyor.. Yalnızca Güney Amerika'da görülen bir Hantavirüs türünün insandan insana bulaştığına ilişkin tek bir bilimsel yayın var.
İskandinavya, Kore ve Güney Amerika'ya ek olarak, komşumuz Balkan ülkeleri ve Rusya'da da görülen Hantavirüs ülkemizde ilk kez tespit edildi. Bu virüse karşı özel bir aşı ya da tedavi henüz yok. Ancak, çeşitli ülkelerde aşı çalışmaları sürdürülüyor. Virüs nedeniyle hastanelere giden kişilere gerek duyulan her türlü yaşamsal destek müdahalesi yapılıyor. Virüs vücuda girdikten sonra zamanında hastaneye gidilmesi durumunda kurtulma şansı da oldukça yüksek.
Virüs aslında uzun zamandır var; yalnızca neden olduğu hastalıklar çok yakın zamanda keşfedildi. Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS) ilk kez 1993'te tanımlandı, ama hastalığın tanımlanmasından sonra, daha önce açıklanamayan solunum sorunları nedeniyle ölmüş hastaların dokuları üzerinde yapılan incelemelerde 1959'a ait bir vakanın ölüm nedeninin de HPS olduğu anlaşıldı. Yani, Hantavirüs yeni ortaya çıkan ve kısa süre içinde de büyük salgınlara yol açabilecek, yüksek derecede ölümcül bir virüs değil.
Unutulmaması gereken konu, birçok canlının vücudunda insanlar için zararlı olabilecek virüs ve bakterilerin yaşayabildiği. Bu canlıların belirli dönemlerde sayılan arttığında, insanlarla karşı karşıya gelmeleri olasılığı da yükseliyor. Sonuçta da, taşıdıkları hastalık etkenleri insanlara geçiyor. Kuş gribi nedeniyle çok sayıda tavuk öldürüldükten sonra kenelerin nasıl çoğaldığını ve o yıl Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının sayısının ne kadar yüksek olduğunu hatırlayın. Farelerin doğal düşmanı olan kedi ve yılan gibi canlıların sayılarının azaltılması durumunda, Hantavirüs de daha fazla kişiye bulaşabilir.
Özellikle farelerin yoğun olduğu bölgelerde tedbirli olmak, evlerdeki delik ve açıklıkları güzelce kapatmak, farelerin girebilecekleri yerlere kapanlar kurmak, açıkta yemek bırakmamak, fare dışkısına karşı dikkatli davranmak, dolaştıkları düşünülen yerlerde ıslak temizlik yapmak gibi basit önlemler virüsten uzak kalmak için yeterli. Hastalık belirtilerini görmeye başlar başlamaz hastaneye giderek gerekli müdahaleyi yaptırmak ise hayati önem taşıyor. Önümüzdeki aylarda güzel havayı fırsat bilip kamp yapmaya gitmeyi planlayanların da gittikleri alanlarda dikkatli olmaları öneriliyor.
Kaynak: NTV Bilim










